21 Haziran 2008 Cumartesi

bitmemiş senaryolar 2

1. DIŞ: AKŞAM.

Kabahat kimde diye bütün sokağın üstündeki nesnelere baktı. Çöp tenekesi, sokak lambası ve diğerleri...

Yürüdükçe daralan sonsuz bir yola girdi gibi geldi ona. Devam edip, kendi kendine konuşmaya, ayakta kalmaya direndi.

SOKAKTA KAYBOLAN ADAM: İçerden eylem yapma, dışardan farkındalık... Düşüncelerim, eylemlerimi değiştiremiyor değil, eylemlerim istemim dışında, kontrol altında...
Kişiliklerimin çatışmaları, kendi içimde olup biterken, asıl benliğimin özlemini gideremiyorum, biliyorum. Çatışmalarımı durduracak, o kutsal anı bekliyorum. Evet biraz mistik, biraz spritüel geliyor kulağa... Öyle de olacak.
Hey heeey. Biraz yavaş ol. Sokağın sesliğini dinlemek istiyorum.
.......(sokağın sesi)

2. İÇ: GÜNDÜZ. SALON

Bütün bu ev, köpekler ve diğerleri... nereden geldi* ben mi istemiştim? Burada olmak istemiyorum.....

Pencere önünde duran çiçekleri kokladı , sonra kaçamak bakışlarla sokağa baktı. Biraz geri çekildi ve daha dikkatle baktıkça, bir hapishane içinde olduğunu, kapana kısıldığını düşündü.

KAPANA KISILAN SİNEK: Bu çiçek bir tezgah. Dışarıda gözün görebildiği kadar yeşillik var. Bu görünmez kuvvet dışarı çıkmamı engelliyor. Peki görmeme neden izin veriyor?

3. RÜYA: SONSUZ. DİMAĞ ZİRVESİ

Bir dağın zirvesine çıkan, önceleri sadece yol olarak inşa edilmiş, sonrasında hanlar, hamamlar, evler, eğlence ve dinlence yerleri kurulmuş bu yolun etrafında...

Bir duvarın önündeyim. Duvarın bir tarafı uçurum, ağaçlar falan, göremiyorum. Duvarın diğer tarafı zemin, tek katlı bir ev var ışıkları yanan. Bir avlu ve önünde boş sandalyelerle, masa. Camdan bu tarafa doğru bakanlar var, perdenin arkasından görüyorum.

DİMAĞ: Gözde baksana bu tarafa,, Şu merdivenlerden inmeyi düşünüyorum. Ama biraz dik gibi...

GÖZDE: Ya benim canım çok sıkılıyor... Biraz konuşalım. Seni anlayamadığım için, çok kızıyorum kendime. Gitmek isteğin var sürekli ama seni bırakamıyorum, kafamda. Sen de gidemiyorsun....Yanımda kalmanı, yapman gerekenleri yapmanı istiyorum, seni yapman gerekenleri yaparken görmek istiyorum.

DİMAĞ: Ben de isterdim, beni istediğin gibi görmeni... Şu merdivenler kırık gibi geldi ama bir kerede inersem bir şey olmaz.

MERDİVENDEKİ TAKIM ELBİSELİ AMERİKALI ADAM: Bla bal bla bla bla bla...

DİMAĞ: Olabilir.

ADAM: Uçak sigortalarıyla uğraşıyorum çoğunlukla. 3 günden beri form hazırla gönder. Değişmesi gereken şeyler, artık daha hızlı değişiyor. Daha formu gönderirken, yapmamız gereken değişiklikler oluyor. Tabi gittiği yerden geri geliyor, tekrar hazırlayıp, gönderiyorum.

DİMAĞ: Kolay gelsin.

ADAM: Artık uçaklardan bög geldi

GÖZDE: Ne demek o?

ADAM: Siz eve gidin. Ben gelirim.

DİMAĞ: Merdivenler kırık ama inebilirim. Şu karşıdan gelen, yolun sarplığı, taşların ve ayaklarımın birbirine karışması, bilinç uyuşukluğu.

4. İÇ: AKŞAM. MAHKEME SALONUNDAN HAVA ALANI KORİDORLARINA

Salonda büyük bir alkış kopar. Herkes ayağa kalkmış, kararı alkışlar var gücüyle. Biri önlerine çıkarak durudurur.

KADIN: O mu yaptı, diye düşünüyorsunuz?

Adam kalabalık içinde sıyrılarak, kadına doğru ilerler...

KADIN: O bunu nasıl yapmış olabilir? Bana göster?

ADAM: Uçakların bulunduğu piste giderek bunu size gösterebilirim?

Mahkemeden çıkıp, olay incelemesi için hava alanına yol alıyoruz. Adam, kadın ve dimağ.

DİMAĞ: Arabalar sık geçiyor, ezileceğim, hadi hadi geçebilirim.

Hava alanına girdiklerinde...

KADIN: Sana ne söylemiştim?

ADAM: Ne?

KADIN: Bunu yapabilmesi tuhaf, hayatın boyunca isteyebileceğin bir parıltı, kabul edemeyeceğin bir hediye olarak sana geliyor. Kabul ediyorsun ve mutlu olabileceğini görüyorsun, evet.

ADAM: Buradan uçakları sana göstermek için geldim. Uçakların altında seninle dans etmek istiyorum, çok romantik olan bir müzik eşliğinde. Yanlış yapıyorum belki. Çok uzun zaman oldu.

KADIN: Sadece güneş...

ADAM: N’oluyor?

ADAM: Yüzüme dokunma, belden aşağı dokunma... Vinceeenttt? Vinceeeent?

KADIN. Vincennnt kim?.... (ses yok). Söyleme tamam.

Sular gelir, üstlerini kaplar.

5. DIŞ: ÖĞLEN. HAVA ALANI.

Durduğu yerde kurumsallaşan inek ve hava alanında saat 04:55.

İNEK: Basit ama derin bir gün başlıyor, inekler için.

DİMAĞ: Gökyüzü ne kadar güzel. Bir daha böyle bir şey göremem, harikaaaa. Lütfen, şimdi bitmesin.

Hiç yorum yok: