8 Aralık 2008 Pazartesi

a'dan x'e john berger

bu yılın sonu için felsefe ve sosyoloji bölümlerinde yeni çıkmış bir kitap aradım, uygun bir kitap bulamadım kendime.
beşiktaş kabalcı'ya kırtasiye için gitmiştim ve çok satanlar bölümünde bir kitabın üzerinde bir kuş gördüm. yaklaştım. kuşun kafası ve kanatlarının üzeri siyah olduğu için ben onu uzaktan minicik beyaz bir kuş zannetmiştim.
halbuki büyük ve iki renkli bir kuşmuş. bir de üstüne, kitabın john berger'in yeni kitabı olduğunu da görünce, aradığımı buldum işte dedim. john berger'i çoğu okuyucusu gibi görme biçimleri isimli kitabından biliyorum. o ana adanmış'ı okuduktan sonra, fotoğrafçı jean mohr ile hazırladığı kitaplara da göz gezdirmiştim daha önce.
kitabı göztepe-emirgan sabah-akşam yolculuklarında, minibüs, vapur, otobüs gibi istanbul toplu taşıma araçlarında okudum. bazı bölümleri tekrar tekrar... bitirdikten sonra, bazı anlarda, elimi yıkarken, işimi yaparken, yeni odamda pencereden bakarken, iş yerimde terasta otururken, diğer bir kitabı okuyorken, aklıma tam gelmeyen, hatırlayamadığım, netleşmeyen kitap içinden bölümler, gelin başına takılan hangi ağacın çiçekleriydi, hapishanede havlama isyanı nasıl başlamıştı, elini boyayan hangi meyveydi, terastan birlikte gördükleri kuşlar ne kuşuydu, şekeri çıkmış sinirli hasta türk müydü, şair miydi, çöpçü müydü, galiba hepsiydi deyip tekrar kitaba dönüşlerim, kitabı bitirdikten 2 hafta sonra bile devam ediyor.
john berger, bana hep yeni çağın insanlığın üzerinde biriken sorumlulukları, değişen rolleri, kadın-erkek sosyal psikolojisini sade bir dille anlatan, gördüğünü çözümlerken yeniden işleyen, yabancısı olduğunu düşündüğümüz kavram ya da olguları içinden çıkılır hale getiren, ufacık bir ifadenin anlamının da ucu bucağı olmayacağını basitçe ifade edip kafa karıştırabilen, çağ bilgini, özümseyen ve çözen bir eleştirici, sorgulayıcı kurtarıcı gibi gelmiştir.
bu kitap da daha başka bir john berger'le tanıştığımı hissettim. farklı bir yönünü açığa çıkaran, bir durum vardı ortada. insanı önce çevresini çizip gösteren berger, a'dan x'e kitabında insanı gösterip, çevresini ise okuyucuya çizdiren bir yazım biçimiylr, güçlü aşık karakterlerin içinden seslenmişti.
bu karakterlerin duruşu, aşkı ve zamanı yaşayışları, başkaldırışları derin bir sessizlik içinde ama yaşadıklarının yarattığı etkiler dev dalgalar gibi sistemin bekçilerini, düşünmeyen, sorgulamayanları devirip, geçiyordu. john berger'in mektupları kronolojik sıraya göre değilde, xavier'in dizdiği sıraya göre sunması, kıyıya vuran dev dalgaların çekildikten sonra, yeni bir dalga gelmesini bekleyişimi daha da anlamlı yapıyordu.
araya giren aida'nın gönderilmemiş mektupları ve mektup arkalarına alınan xavier'in küçük notları, dalgalar çekildikten sonra kumda kalan şekiller gibi doğal, gerçek ve romanın duygusallığına kendimi bırakıp gitmemi engellemiş, xavier ve aida'nın ayakta, aklı başında yaşam mucadeleleri gibi bir okuma deneyimi yaşatmıştır bana.
daha çok bir kadın karakterin kaleminden dökülen, hassas, akıllı dokunuşlarda bulunan cümleler, aida'nın el çizimleri bu kitabı sayfalara yazılmış kelimeler bütünü olmaktan çok uzakta, erişilemeyecek bir yere çıkarıyor. aida beyaz önlüklü bir eczacı. mahallesi, arkadaşları, ilk kadın eczacılardan olan eczane sahibi ve terasından oluşan bir dünyası var. xavier ise bir hücrede, gardiyanlar, yoldaşlar ve diğer suçlular ile birlikte doğrudan ifade edilmese de hapishane duvarlarını aşan düşünceleriyle özgür ve daha asırlarca yaşayacak bir isim.
ben lisedeyken eczacılar için, diplomalı dükkan sahipleri derlerdi. bu lafı garip bir şekilde yadırgayışımı, eczacı olan babamın bir arkadaşına neden üniversite okumak gerekiyor diye soruşumu ve hatta eczacı olmak isteyişimi hatırlıyorum.
şimdi aida'yı okurken, çoktan eczacı olmaktan vazgeçmiş, dükkanda oturup durmanın bana dar geleceğini bilmiş bilmiş, o zamandan beri , sanki benim doğrularımdan biriymiş gibi yanımda taşırken, istediğim mesleği yapıyor ve toplu taşıma araçlarıyla işime gidip geliyorken, yanaklarım kızararak, eski bir beni, çocuk ama benden daha mantığı bağımsız, doğal başka beni hatırlıyor ve özlediğimi farkediyordum.

Hiç yorum yok: